Özet Rapor Kürt Öz Yönetim Güçleri Tarafından Gerçekleştirilen Tutuklama Sayıları ve Zorla Kaybolma Vakalarındaki Artış

I. Kürt Öz Yönetim Güçleri’nin Denetimi Altındaki Bölgelerde Yaşayanlar İçin Kara bir Yılın ve Düzinlercesini Etkileyen Yaygın Şiddetin Başlangıcı
2019 yılının başlangıcından bu yana SNHR ekibi, gerek Rakka gerekse de Hasaka da Kürt Öz Yönetim Güçleri tarafından gerçekleştirilen bir takım geniş kapsamlı baskınlar ve tutuklama operasyonları belgelemiştir. Bu baskınlarda göz altına alınanların yarısı Kürt Öz Yönetim güçleri tarafından tutuklandıkları inkar edildiğinden dolayı ayrıca aileleri ile görüşmeleri ve avukat tutmalarına da olanak tanınmadığı için zorla kaybolmuş, ayrıca aileleri bu kişilerin nerede olduğuna dair herhangi bir bilgi alamamışlardır.
 
Tutuklamalar, Kürt Öz Yönetim Güçlerinin kontrolü altındaki bölgelerde sürdürdüğü daha geniş taciz, baskı ve temel insan hakları normlarının ihlaline dayalı politikalarının bir parçası olmuştur. Biz en başta çoğu zorla kaybolmalar ile sonuçlanan keyfi tutuklamalar olmak üzere işkence, çocukların savaştırılması ve zorla askere alınma gibi çeşitli ihlaller belgeledik.
 
Öz Yönetim güçleri tarafından gerçekleştirilen baskın ve keyfi tutuklamalar en çok şu bölgelerde yoğunluk kazanmıştır:
Rakka, Tel Abiyad ve Tabka şehirleri, bunlar dışında El Kahtaniye, Ayn Al Arus, Masada, Has Habel, Has Dakul ve Has Alej köyleri ve ayrıca Rakka valiliğine bağlı Suluk ve Mansura kasabaları, bunların yanısıra Halep valiliğine bağlı Ayn al Arab ve Manbij şehirleri ile Hasakaa valliğine bağlı Hasaka ve el Derbasiya şehirleri.
SNHR ekibi, Ocak 2019 başlangıcından bu raporun yayınlandığı tarihe kadar geçen süre içerisinde Öz Yönetim Güçleri tarafından gerçekleştirilen içlerinde dört çocuk ve altı kadının da bulunduğu en az 107 tutuklama vakası belgelemiştir. Kürt Öz Yönetim güçleri tarafından zorla kaybedilen bu tutukluların yüzde elli ikisinin tutuklulukları veya nerede bulundukları hakkında herhangi bir bilgi verilmesi reddedilmiş; bu kişilerin aileleri ile görüşmeleri, avukat tutmaları ve hatta bu güçlerin kontrolü altındaki bölgelerde yer alan mahkemelerde yargılanmaları engellenmiştir. Bu ihlallerin en kötü sonucu, Öz Yönetim güçlerinin gözaltı merkezlerinde işkence ve tıbbi ihmal sonucu hayatını kaybeden iki kişi olmuştur. Öz Yönetim Güçleri bunun ardından kurbanlarının cesetlerini ailelerine teslim etmiştir.
 
Öz Yönetim güçleri tarafından gerçekleştirilen tutuklamalarda kendi kontrolleri altındaki alanlarda yaşayan insanlar (IDPler) ve özellikle de göçmen kamplarında kalan kişiler hedef alınmış, bu IDPlerin ISIS üyeleri veya Silahlı Muhalefet grupları üyeleri ile akraba bağları ilişkileri gibi çeşitli suçlamalar öne sürülmüştür. Öz Yönetim güçlerinin aynı aileden birçok bireyi tutukladığı, kendi politikalarının protesto edildiği eylemlere katılan bireyleri ve ayrıca zorla askere alma ve kendilerine karşı yapılan protestoları kınama gibi öz yönetim politikalarını desteklemeyi reddeden ruhani lider ve kabile şeyhlerini de hedef aldığı pek çok vaka tarafımızdan belgelenmiştir. Tutuklamalar ayrıca ulusal müfredattan ve Öz Yönetim güçleri tarafından dayatılan öğretim yöntemlerinden sapan öğretmenleri de kapsamaktadır.
 
Tutuklama ve baskınların çoğu herhangi bir yargı emri olmadan gerçekleşmiştir. Rakka valiliği batı kesiminde yer alan Mansura kasabası sakinleri gibi, bölgelerde yaşayan ve protesto hareketlerine tanıklık eden birtakım insanlar tarafından bize Öz Yönetim askeri güçlerinin bölgeyi kuşatma altına aldığı ve evlere zorla girdiği bilgisi verilmiştir. Biz başka durumlarda da bu güçlerin üyeleri tarafından pazarlardan veya diğer kamu alanlarından sivillerin kaçırılmasına benzer operasyonlar yaptıklarını belgeledik. Ayrıca bölge sakinlerinden aldığımız bazı bilgilerde, Öz Yönetim Güçleri’nden kaçmaya çalışırken vurulan bir takım tutukluların olduğunu ve ailelerinin kendlerinden herhangi bir haber alamadıkları belirtilmektedir.
Yukarıda bahsedilen tüm vakalara ek olarak, Öz Yönetim güçleri tarafından şiddet görmüş bazı bölge sakinlerinden, öz yönetim güçleri tarafından kendilerine kaçaklar teslim olmadıkları takdirde tüm mal varlıklarının yakılıp yakılacağı ve ailelerinin tutuklanacağı yönünde tehditler yapıldığını öğrendik.
 
Öz Yönetim güçlerinin çocukları zorla askere almaya devam etmesiyle ilgili olarak, bu raporun hazırlandığı dönemde tümü Öz Yönetim Güçlerince kaçırılmış yaşları 13-17 arası değişen dört çocuğun zorunlu askerliğe tabi tutulduğunu, bunların nerede oldukları ve sağlık durumlarıyla ilgili ailelerine bilgi verilmediğini, sadece kendilerine çocuklarının askeri eğitim kamplarına götürüldüğü bilgisinin verildiği vakalar kaydettik.
 

Raporun tümünü göster